hepimiz lanetlendik !

bozuk para biriktirmekten büyük zevk alırım, fransız filmlerinden ve müziklerinden de hoşlanmıyor değilim. daima sonu belli olmayan yollara girerim, sonunu ben getirmek isterim. heyecan benim vazgeçilmezim. yanlış anlaşılmak istemeyen insanları genelde yanlış anlarım, aslında o insanların yanlış anlaşılmak istediklerini bilirim. milyonlarca şarkı bilen insanların ölümsüzlüğüne inanırım, ben de milyonlarca şarkı bilmeye adayım. şarkılar söylerim, enstrüman çalarım, resim çizerim, izleyen kimse yokmuş gibi dans ederim. 93ten beri müziğe gebeyim.

kendimi bildim bileli farklı yerlerde yaşamanın hayalini kurarım. aslında kendimi bildim bileli, hayaller kurarım. ama benim hayallerim “hayal” kelimesinin aksine asla gerçekleşmeyecek cinsten hayaller değildir. çocukken bile “bulutların üzerinde şatom olsun, istediğimizde gökkuşağı ile yeryüzüne geri dönelim” hayali kurmadım, çünkü bunun gerçek olmadığının farkındaydım. ve gerçekleşemeyecek bir hayali kafamda canlandırmak bana hüzün verir, beni mutsuz eder.

hep farklı yerlerde yaşamanın hayalini kurdum. büyürken hep araştırdım, filmler izledim, okudum, dinledim… ve izliyorum, okuyorum, dinliyorum… bu tutkumu aileme sürekli dile getirirdim, hatta bu konuda anneme “üniversiteyi kazan ve bitir, ayrı eve çıkmana ya da yalnız yaşamana karışmayacağım ve nerede istiyorsan orada yaşa” dedirtebildiğimi anımsıyorum. aslında bir çocuğun sahip olabileceği özgürlüğün had safhalarında geziniyordum ama tam olarak özgür değildim, istediğim buydu. istediğim yeni yerler yeni insanlar farklı diller keşfetmekti. farklı yerlerde yaşamak.

bu tutkum son bulmuş değil. fakat şunu daha iyi anlıyorum ki insan ne kadar çabalarsa çabalasın asla tam anlamıyla özgür olamıyor. tam “az kaldı, okul bitecek, çantam ve ben yollara düşeceğiz” derken hooop aşık oluveriyorsun, üstelik büyüme çağında çektiğin ızdıraplardan sonra karşı cinse tövbe etmişken. ne oluyor? özgürlük nerede? şimdi de şöyle diyorsun, “az kaldı, okul bitecek, çantam, sevgilim ve ben yollara düşeceğiz.” hayal dünyanı ona açıyorsun, birlikte yaparız bunları diyorsun fakat bir noktayı atlıyorsun; ya seninle gelmezse? gelirim diyor. seviniyorsun. bir süre sonra senin bunları hayalden öteye götüreceğini, gerçekleştirebileceğini, ciddiyetini anladığında “ama”lar sunuyor önüne, hüzünleniyorsun. ne yapacaksın ki seninle gelmedikten sonra farklı yerleri, keşke aşık olmasaydım da diyemiyorsun, insanın elinde mi ki bu? ama hayallerim vardı benim diyorsun, neyse, diyorsun. “yaşamasak da birlikte gezeriz” de anlaşıyorsunuz, bu bile bir nebze mutlu ediyor.

diyeceğim o ki; 21’inci yaşımı sürüyorum ve ben bu yaşa hayaller ile geldim. çocuk hayallerimin çoğu gerçek oldu, yetişkin hayallerim ise gerçekleşmek üzereler. 21 yıl az mı? çok kolay söyleniyor farkındayım. tıpkı 28 gibi 40 gibi 60 gibi. daha 30 bile olmamış çoğu insandan “daha küçüksün yaşayacağın çok şey var” nasihatleri duyuyorum. tuhafıma gidiyor çünkü önce “altı üstü birkaç sene fazla yaşamışsın bilgeliğin kime?” diye düşünüyorum ve sonra diyorum ki, “onlar senin neredeyse 21 yıllık yaşamını azımsıyor, bilmiyorlar, sen bunun ne kadar kocaman olduğunun farkındasın, onlar da senden birkaç yıl fazla yaşamış, daha kocamanlar, sen saygı duy.” evet birçok şey için fazla küçüğüm ama “yaşayacağın çok şey var” cümlesine ithafen diyorum ki “allah aşkına daha neler göreceğim?” bilmem anlatabiliyor muyum?

hayatın gerçekten kısa olduğunu biliyorum ve yine de özgürlüğümün bir nebze kısıtlanmasına izin veriyorum, çünkü seviyorum, bazı hayallerime acı da olsa, “dur” demeyi öğreniyorum.

mygoddessthis-blog:

geleceğim sdjkfnsdofklfoşkl

unutmuşum!

(Source: kane52630, via godismycopilot)

kartanesisin:

Papatyam:)

😍

kartanesisin:

Papatyam:)

😍

(via godismycopilot)

yine bir günbatımı, yine kargalar. #crow #sunset

yine bir günbatımı, yine kargalar. #crow #sunset

ne güzel yaz idin sen öyle. #love

ne güzel yaz idin sen öyle. #love